ŞEHİTLER REHBERİM OLDU

Öz yönetim sürecinde direnişin zirvelerde yaşandığı o anlara, canlı canlı tanıklık ettim.

Daha doğrusu bende o direnişin bir parçası oldum desem tam da yerinde olur. Zeryan, Salar, Avareş, Berivan yoldaşları tanıyıp, onlarla yaşama ve onlarla savaşma şansına sahip oldum. Özgürlük mücadelesine ilk adımlarım böyle başladı. O direniş günlerinde faşist Türk devletinin tüm imkanlarını seferber ederek, tüm tank ve topuyla halkımıza saldırdığını, bodrumlarda yaktığını gördüm. Apocuların bunca vahşete karşı özgürlüğe ulaşmanın inancıyla ellerinde kleş ve bombalar, yüreklerinde muazzam bağlılıkla savaştıklarını gördüğümde dedim ki; ‘ Ne olursa olsun mutlaka Apocular kazanacak, mutlaka biz kazanacağız!’. Çünkü o inanç ve bağlılık başarı ve zaferin kesin elde edileceğini işte o zaman bana gösterdi. ‘Yürümeliyim, ne olursa olsun, inanç ve bağlılıklarını yüreğinde taşıyan bu Apocu’larla sonuna kadar yürümeliyim’ dedim kendime. Gözleri zafer aşkıyla parlayan güzel yoldaşlar, umutları zılgıtlarının heyecanında gizli olan anneler, boş kovan toplayarak oyunlar oynayan masum Kürt çocukları onlar bu yolun sonundaki ışığı erkenden görenlerdi. Yaşadığımız o kadar gerçeklik, Kürdistan da erken olgunlaşmanın en büyük nedeniydi. Kürt çocukları erken büyümeliydiler çünkü özgürleştirilmesi gereken bir ülke onları bekliyordu. Evet bizler erken büyümeliydik. Öz yönetim direniş sürecinde tanıdığım bir çok arkadaş yıldızlaşarak şehitler kervanına katıldı. Onların şahsında Önder Apo’nun yaşam felsefesini tanıdım. Önder Apo’nun ideolojisini anlama şansına sahip oldum. Evet, Önderliğin Önderimiz olduğunu, Kürt halkı için savaştığını biliyordum ama içerik olarak tanımadığımı söylesem daha yerinde bir tespit olur. Bu arkadaşların sayesinde Önderliği daha yakından tanıma, felsefe ve ideolojisini kavrama düzeyi yakaladım. Heval Salar, Berivan, Zeryan onlar benim yaşamımın dönüm noktası oldular. Öyle bir halk gerçekliğimiz var ki, bu gerçekliği onların yaşam pratiğinde tanıdım. Her biri farklı bir yörenin insanı ama hepsi de Apocu çatısı altında özgürlüğe ulaşmak için kendini adamış genç bedenler… Bu pratik benim için çok anlamlıydı. İlk mücadele arkadaşlarım, ilk eylemlerim, ilk gördüğüm şehit arkadaş ve daha birçok ilkleri bu pratikte yaşadım. Düşman gerçekliğini somut bir biçimde gördüm. Düşmanın ne kadar acımasız ve ölçüsüz olduğunu, içlerinde insanlık adına hiçbir şeyin kalmamış olduğunu en somut örneklerle gördüm. Savaş gerçekliği böyleydi, her gün en çirkin yönüyle daha da çirkince çıkıyordu karşımıza. Bu gerçeklikler kişiliğimin sağlam ve intikamcı olmasını sağladı. Bu öz direniş zamanında çok değerli arkadaşlar tanıdım. Çok anlamlı yoldaşlıklar yaşadım. Her biri derin izler bıraktı yüreğimde. Her birinin intikam yemini daha da güçlendirdi beni. Direnişin son günlerine kadar birlikte kaldığımız, omuz omuza mücadele ettiğimiz yoldaşlarımın bir çoğu şahadet mertebesine ulaştı. Onların mücadelesini devralmak ve bu onurlu yürüyüşü devam ettirmek yaşamım boyunca en ağır yük olarak her zaman omuzlarımda kalacak. Onların mücadelesini devam ettirmek, onların bizler için ulaşmak istedikleri özgür yaşamı bu halkın hizmetine sunmak boynumun borcudur. Zaten bu borcumu ödemek için dağlara geldim. Kürdistan’da kendini kalıcı kılmak isteyen sömürgeci güçler var. Bu güçler asla bu hedeflerine ulaşamayacaklar. Bizler Apocular olarak buna asla izin vermeyeceğiz. Düşmanın saldırılarına, gözlerimin önünde gerçekleştirdiği katliamlara karşı sessiz kalmak ve hiç bir şey yapmamak bu halka en büyük haksızlık olurdu. Bu kadar gerçeklikten sonra hiç birşey beni durduramaz diye düşünerek yönümü dağlara verdim. Zeryanların mekanı olan kutsal dağlara…

YAŞAMI YÜCELTEN ÖZGÜR İNSAN, ÖNDER APO’YA

Siz de bulduk yaşamın anlamını, sizinle çıktık en olunmaz denen zorlu yollara, sizin ideolojinizle yeniden can buldu kaybettiğimiz benliğimiz. Bizler sizin açığa çıkardığınız özgür dağların Derwêş ve Edûle’leriyiz. Tarih sayfalarına altın harflerle yazılan büyük kahramanların ardılları, şehitlerimizin en büyük intikam yeminiyiz. Biz bodrum katlarında diri diri yakılıp inadına teslim olmayan Botan’ın asi ve direnişçi militanlarıyız. Ve bizler sömürülmüş ülkesinde yaşamak için her daim savaşmaya hazır fedaileriz.

Başkanım; sizden aldığım güçle yaşama bağlanıyor ve mücadelemi büyütüyorum. Sizin açığa çıkardığınız özgür insan kişiliğine ulaşabilme çabası içerisindeyim. Anlamak için çabalamak lazım. Kendin olmak, kendinle mücadele etmek önemlidir. PKK’de doğru mücadele edersen başarırsın. Kendimi arıyorum,  Deniz olmak istiyorum. Buna erişmek için çok savaşmalıyım hemde çok. Kendini tanımak ve kendine ulaşma çabası içerisine girmek dıştan içe gerçekleştirilen bir yolculuktur. Belki bazen zordur, anlatması yada paylaşması güç gelir, bazen belki de sadece kokusunu alabilirsin. Tarihten bugüne bizlere direnmek kaldı. Hep başkaları için yaşamış, hep başkaları için savaşmıştık. Hep başkaları için kazanmıştık. Artık sadece kendimiz için savaşarak kazanmaya karar verdiğimizde işte o zaman yok oluşumuzun fermanı verilmişti. Fakat şanslıydık ki sizler gibi bir Önderimiz vardı. Kendini düşünmeden sadece halk gerçekliğimiz uğruna tüm yönüyle kendini siper eden siz, yer yüzüne gelmiş geçmiş, eşi ve benzeri olmayan fedai bir Önderliksiniz. Sadece şehitler ve halk için savaş veren fedai bir Önderlik. Başkanım; sizden aldığım moral ve güçle kimse için değil, sadece halkımız ve bu uğurda bedel vermiş yoldaşlarımın emeklerini yaşatmak, bu emeklere sahip çıkabilmek için savaşacağım. Militan olmak bana bunu emrediyor. Yoğunlaşıyorum, hakikate erebilmek ve onun bir parçası olabilmek için büyük uğraşlar içerisindeyim. İçinde bulunduğumuz savaş gerçekliği bizden yenilik istiyor. Her an kendini yenilemek, her gün kendini yenilemek ve her yeni güne de yeniliklerle girmek gerekmektedir. Duygu boyutunda, düşünce anlamında yenilenmek, taktiki anlamda güçlü yenilenmek ve cevap olabilmek zorundayız. Haftanin alanında düşmanın yoğun saldırıları var. Bende bir sabotajcı olarak bu alanda görev yapıyorum. Sabotaj branşı üzerine sürekli yoğunlaşıyor farklı birşeyler elde etmeye çalışıyorum. Savaş daha da kızgınlaşacak bu belli, bizler de bu bilinçle kendimizi hazırlıyoruz. Daha ağır koşullar bizi bekliyor bunu hissedebiliyorum. Ama bizlerde her koşula hazırız, sizin ideolojinizle kuşanmış her yürek olası her koşulda düşmana en ağır darbeleri vuracaktır, bundan zerre kadar kuşkum yok. Bu savaş kazanmanın savaşı, bu savaş her koşul altında direnmek, direnerek zafere ulaşmanın savaşıdır.

NEHİR YÜREKLİ FEDAİLERE

Gözlerinizde parlayan ışık bir bütün olarak sardı bedenimi. Bu kadar mı güzel parlar insanın göz bebekleri? Onlar ölüme gülümseyerek gidenlerdir. Omuz omuza düşmanı halkımıza yaptıkların pişman eden güzel ve masum gülüşlü canlardır. Ey can sizi nasıl dile getirip beyaz sayfalara sığdırabilirim ki, koskoca yüreklerinize karşı nasıl durabilirim. Siper ettiğiniz bedeninizle yarattığınız yaşam da nasıl adım atacağız? Sizler gökyüzünde parlayan yıldız gibi yaşama anlam verdiniz. Bir an sadece kısa bir an bile olsa sizinle olabilmek, kahkahalarınıza şahit olabilmek isterdim. Yüreğinizden dökülen kelimeler bizler için birer talimattır. Önder Apo, PKK’nin şehitler partisi olduğunu belirtmişti. Evet PKK şehitler partisidir. Bu partiyi ayakta tutabilmek ve ileriki nesillere ulaştırabilmek için kanının son damlasına kadar savaşarak dalgalanan bayrağı bizlere devrettiler. Onlar omuzlarına yüklenen yükü en anlamlı şekilde bilince çıkartarak, bu bilinçle yürüdüler. Yürüdüler çünkü inandılar. Yürüdüler çünkü bağlıydılar. Onlar inanarak soluksuzca yürüdüler çünkü yolun sonunu biliyorlar. PKK yaşamı muazzam bir yaşamdır. Acısı da tatlısı da çoktur. Her şeyin bir adı, herşeyin bir tanımı ve herşeyin bir anlamı vardır. En anlamlı olanlarından biri de şahadet gerçekliğidir. Şehit hakikatten pay almış en anlamlı yaşam gerekçesidir. Onlar bizim dünümüz, bugünümüz ve yarınımızdır. Onlar bizim geleceğimiz, onlar özgür yaşamın temel taşlarıdırlar. ‘Bedenimi milyon parçalara bölsem yine de yetmez’ diyen kahramanlar; tarih sizinle bir kez daha şahlandı. Kemal gibi, Mazlum gibi, Zilan gibi, Agit gibi tarih olup, yaşamı, umudu büyüttünüz.

Kemale ermek için Kemal gibi celladlara kafa tutmalı. Mazlum gibi kararlı ve umut dolu olmalı, Zilan gibi tanrıçalaşmalı ve paramparça etmeli tüm kirli zihniyetleri. Beritan gibi kenetlenmeli ve inatçı olmalı, Armanc gibi sevmeli ve asil ruhlu olmalıdır. Zekiye gibi alev topuna çevirmeli tüm evreni, Berivan gibi yaşatmalı, Zeryan gibi fedakar ve yiğit olmalıdır. Gever gibi gülümseyip, Boran gibi vurmalı zalimleri ve Agit gibi olmalı zalimlere ilk kurşunu sıkmalı. Mazlum halkımıza ve tüm ezilenlere irade, inanç ve yaşam oluşturan olmalı. Botan da Agit olmalı yiğitçe savaşmalı ve savaştırmalı. 15 Ağustos’ta Gabar olmalı tüm kirlilikleri içinden atan ve fedailere yürek açan. Ve son olarak militan olup onurluca erişmeli kutsallığa… Ey yaşamı uğruna ölecek kadar çok seven büyük yürekler sizi saygıyla, minnetle ve büyük bir hasretle anıyorum, yolunuz yolumuzdur.