Zîlan Aydın Turan

Yaşamı anlamak için kadın kilit noktadır. İlk toplumsal doğada insan, insan olarak evrim geçirip farklılaşmaya başladığında kendisini koruyup varlığını devam ettirmek için avcılık-toplayıcılık yapmaya başlar, ilk adımın tamamen nasıl atıldığını tam olarak bilmiyor olsak ta ilerleyen zamanlarda ortaya çıkan kalıntılarda şunu gördük insanın ilk yürüyüşü ve beslenip korunmasında, kendini sürdürmede kadının rolü esastır kadın toplayıcılık avcılık barınmayı ilk oluşturup etrafında doğal kominler kurarak çevresini örgütler.

Anne olan kadın çocuklarını doğanın tehlikelerinden mevsimlerin sert koşullarından korumakla tek sorumludur, çünkü kadın bebeğini 9 ay karnında taşır tüm zorluklarını göğüsler doğurandır erkek rolü bilinmemekte ve kadın toplumunun her ihtiyacını karşılayıp ve bunu da sistemleştirir. kadın toparlayıcı, sistemleştirici, doğru ahlak, vicdan, terbiye, büyük hoş gürü, insan ilişkilerinde samimiyet, toplumundan sorumluluk duygusu, doğa sevgisi, her şeyin canlı olduğu (hisleri var) empati kurma, işlevsizleşmemesi için herkese ihtiyaçlar ve beceri kabiliyeti temelinde rol vermekte, yaşamsal kolaylıkları sağlamak için araç gereçleri üretmek, önemi unutulmaması varlığı hep sürdürülmesi için kutsallıklar, kutlamalar, bayramlar daha birçok şey ilkin ve en güzelini kadın kendi toplumuyla beraber yarattı ve oluşturdu. Kadın doğurgan özelliğinden ve aylık kanamasından dolayı çevresine ve doğaya karşı inanılmaz duyarlıdır. Bu duyarlılık bin yıllarca güçlenerek kılan kabile şeklinde toplumsallaşır. Zamanla erkek kadınla birleşmesi sonucunda çocuk olduğunu fark eder ve ilk hak talebi burada başlar. Bundan öncede kısmi sorunlarda olmuş olabilir ama en çarpıcı ve büyük ayrışmaya neden olan en can alıcı nokta olarak güze çarpan nokta bu olur, büyük çelişkinin tarihi M.Ö 15-30 bin arası çıkar ve ilk çatlak olarak da tarihe geçer. Avcılıkla güç-kuvvet kazanan erkek kıskançlık duyguları körüklenir kadın çevresindeki toplumsallığı tahammül edemez kadına karşı cinsel zayıflığı var buna karşı kadınında dayattığı ölçülerde var ve artık erkekte tamamen sahip olma el koyma planı kurmaya başlar önce çevresindeki avcı erkekleri örgütler ve kadından uzaklaştırır, bu aşama birden değil bin yıllarca sürer çünkü ana kadının toplumsallığı çok güçlü ve erkek buna ani bir yönelmeyi yapacak güçte değil. Artık M.Ö 15-10 binlere gelindiğinde erkeğin artık hakim olma zihniyetinde zirve yaşandığı görülür, göbekli tepe ve Karahan tepede çıkan bulgular kastik katilin ne düzeyde örgütlenip güç durumuna geldiği anlaşılır bir tarih kalıntısıdır. Erkeğin saldırganlığı köleleştirme esir alma zihniyeti obsidyen bıçağını kullanarak zora dayalı bir şekilde hakimiyetini sağlamaya başlar, ÖNDERLİĞİNDE dediği gibi obsidyen bıçağına sahip olan erkek avcılık kültüründen aldığı yeteneklerle önüne çıkan herkesi kesiyor ve kalanı da köleleştirip kendi hakimiyeti ve çıkarı temelinde ölünceye dek çalıştırıyor. URUK-UR ilk şehir sistemine geldiğimizde kadın tanrıçanın nedenli zayıfladığını ve erkeğin artık tanrılaştığını görüyoruz. Gılgameş artık kadına karşı çıkan erkek tipolojisidir. Kadın bu şehirleşmiş sistemde artık saray cariyesi ve erkeği düşürmek için kullanılan bir fahişedir, kadın artık takatten düşüyor. Kadın da geriye düşme süreci başlar, M.Ö 4-5 binlere geldiğimizde Marduk-Tiamat efsanesinde gelişen savaşta tanrıça kadının kendi öz çocuğu olan Marduk tarafından vahşice büyük bir öfkeyle nasıl öldürüldüğüne şahitlik ediyoruz, orada ne yapılmak istendiğini görüyoruz. Erkek kendi krallığını imparatorluğunu sağlamanın önünde tek engel kadını görüyor çünkü kadın toplumsaldır, ilgi kaynağıdır doğal bir çekiciliği var anadır doğal bağ kurma yeteneği var, gücü buradan geliyor, erkek tüm bu değerlere saldırıp 104 me olan yaratımlarını (ahlaki kültürel ve el yapım değerleri) çalarak el koyar. İlk kerhaneler, musakaddim kurulur. Büyük bir asaletle eşit adaletli yaşamın anası artık düşürülür erkeğin zevk aracı ve asker doğurma makinesi haline gelir. 

Sümer rahip devletlerinde kadının düşüşü ilk cins kırılması olarak kabul edilirken şu da bir gerçek kadının düşüşü tüm toplumunda düşüşü olmuştur. Kadının sırtına saplanan ilk hançer toplumu da yaralayarak erkekse kendi yaptıkları ihanetin altında kalarak ahlaki kültürel anlamda çöküntüyü yaşar hiçbir değer ve anlamı kalmaz. Zira günümüz dünyası çöküntüyle yüz yüze gelmiştir. Sümer rahip devletlerinin yarattığı zigurat sistemini tüm toplumlara dayatarak kedisine mecburi ittihat edilmesini zorla da olsa kabul ettirir, tunç el yönetim biçimi en çokta kadın için geçerli olur. Dehşet uyandıran ilk büyük kral Sargon’ dan başlayan imparatorluklar günümüze kadar süre gelen iktidar olma savaşları verilirken bu savaşlarda milyonlarca insan katledilir. Son bulmayan iktidar savaşları kendi güç hakimiyetini sağlayıp imparatorluklarını sağlama almak için topluma saldırı hamlelerini kesintisiz yapılır, bu savaşlar belli bir süreye kadar' da aç gözlülük ve zenginliğini sağlamak için ganimet ve artı ürün savaşları verilir, belki de tarihte ilk defa imparatorlukların çıkışıyla halk toplum açlıkla sınanır ve tüm varlıkları ve değerlerine el konulur yamalanır, toplum her şeyi elinden alınarak güçten düşürülerek gözü korkutulur yoksullaştırarak kendisine bağlar tahakkümünü böyle sağlar çok bilinçli yapılan ve geliştirilen bir politikadır iradesi elinden alınmış bir toplum iradesiz takatsiz bir toplumdur bu toplum zamanla kendisini bir toplum olarak görmek bir yana açlıkla boğuşan ve evime aileme akşam yemeğini götürme derdine tasasına girer. Bu toplum biçimi bütün toplumsal ahlaki değerlerini kaybetmiş tek derdi artık dar aile birleşimi olur ve artık buda namusu her şeyi olmuş olan tek değeri haline gelir, bunun dışında hiçbir şeyi düşünmeye cesaret edemez. Sümer rahip devletlerinden günümüze kadar geldiğimizde düşürülen kadına ve toplumsallığına dair çok fazla az şey görürüz. Düşürülen kadın düşürülen toplum oldu, tarihte çok fazla felsefeciler, bilir kişiler, öncü kişiler çıktı aralarında çok az insan ve çok az sınırlı noktalarda kadın köleleştirilmesine değinip bir insan olarak yaklaşmış, bu yaklaşımda mutlaka egemen olan erkek zihniyetinin etkisinden kurtulamayıp çok az yaptığı şeyleri de korkarak ya da ürkerek yapmıştır. Mevlana, Mani, Zerdüşt inancı belki dinlerde kısmen bir şeyler yapmaya çalışmış ama oda çok çabuk erkek zihniyet ve elit kişilerin el atmasıyla çarpıtarak müdahalelerle kadının önü tekrardan alınır yada çarpıtarak erkek zihniyeti çıkarına hemen içi boşaltılır, örnek İslam dini ilk çıkışında kadına bazı alanlar açma çabası olsa da daha sonra ardından gelen kişiler yada din öncüleri tarafından bu arayış tekrar çarpıtılarak kadın özel ev yada harem kurma ekseninde ele alarak çok evlilik çok çocuklu evliliklerle kadın harem hanımı özel ev hanımı olmuş ve buna da sen benim evimin hanımı çocuklarımın anası, evimin çiçeğisin denilerek sanki ona değer veriyormuş gibi bir algı oluşturarak o kadını kandırıp içine düşürdüğü duruma ikna etmeye çalışır, eğer ikna olmazsa ve hak arayışında bulunursa hemen çok sert bir şekilde önünü alır ona sen kadınsın haddini bil elinin hamuruyla erkek işine karışma, saçın uzun aklın kısa, kadın tarla erkek dilediğince o tarlayı sürer, sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etme, kadın fitne ve fesattan başka bir gerçekliği yoktur, erkek aydınlıkken kadın karanlığın en derin halidir, tüm bu algılara rağmen de kadın kendisindeki özgürlük isteğinde arayışında ısrar ederse işte kadın o zaman işkence, yada ölümü bile hak etmiştir çünkü köleliği, basit görülmeyi, aşağılanmayı, taciz, tecavüz, harem kadını olmayı kabul etmiyor, ömrünü özel evde geçirmeyi kabul etmiyor, dürt duvar arasına sıkıştırılmış yaşamı kabul etmeyip kendisine yaşam alanı açma arayışına girerse işte o zaman kadın binlerce defa öldürülmeyi bile hak etmiştir. Erkek istediğini elde edemeyince öldüremeyeceği kadın kesinlikle yoktur. orta çağ feodalizmi kadını her alandan afaroz eder artık sadık ev hanımlığı da yetmez, başı boş erkeklik zihniyeti kadını tamamen bastırmış ve bu süreç 16 yüzyıla kadarda değişim olmadan devam eder, gelişen sanayi devrimiyle üretim patlaması yaşanır, kastik katil artı ürün üretimi aşırı bir şekilde üretmek için gönüllü elemanlara büyük ihtiyaç duyar, M.Ö 10-15 binlerde yani kastik katil kulüplerinin zirvede yaşandığı ve dikili taşlar, mısır piramitleri gibi yapıtların yapılması toplumun zora dayalı beden gücünü kullanması gibi, ama şimdi zorla değil gönüllü ikna ederek çalıştırır ve tüm toplumu kendi hizmeti  ve hakimiyeti altına alır, sanayi devrimi insanları katı bir kölelik durumundan çıkarır ve ona ev kurma evlenme imkanı sağlar bu çok bilinçli ve kapitalist zihniyet kendi çıkarları için yapar.

Kapitalistlerin dar anlamda serf senyör ilişkisinden çok artık serbest kölelere daha çok ihtiyaç duyar ve bunun içinde medeniyet yada medenileştirerek ideolojik vurucu bir silah gibi topluma özelde kadına karşı kullanır.
Tüm dünyada bitip tükenmeyen savaşlar kadına karşı özel katliam politikalar başını alır gider, din adı altında milyonlarca kadın cadı denilerek türlü türlü yöntemlerle katledildi, kadının her yerde ve her alanda sadece fiziki değil kültürel, ahlaki ve kadınsal anlamda tamamen hedef alındı. Araplar da diri diri toprağın altına koyuldu Avrupa’da diri diri yakıldı Ortadoğu’da feodalizmin cenderesi altında katmerleşen baskılar altına hapsedildi yani tüm dünyada kadın artık nefes alabilecek tek bir alan bulamaz, her alan ona yasak ve haram kılındı. Sanayi devrimiyle değişmeye başlayan dünyada artık eski sistemin yetmediği ve sadece kaba kuvvetle soruların çözülemediği anlaşılmıştır. Avrupa’da engizisyonların katı baskısı altında olan toplumda özgürlük arayışı başlar ve bununla toplumda çok ciddi ayaklanmalar başlayınca 18 yüzyıllarda kadınlarda artık Avrupa’nın birçok ülkesinde özgür vatandaş kimliği için mücadele etmeye başlar, kadınlar bu döneme kadarda kimlik sahibi olabilecek kadar insan yerine konulmamaktadır, dünyada birçok kadın hareketleri kurulur ve feminist kadın hareketlerin Avrupa tarihinde çok büyük bir direniş ve kadın özgürlüğü için mücadele verip dünya çapındaki kadınlar için büyük bir güç ve ilham kaynağı olur. Kadın olarak büyük bir çaba ve mücadele içine girer, ayrıca son 400 yıl kapitalist sistem ipini koparmış bir şekilde çılgınca ilerler kendi yaşam anlayışıyla yeni dünya sistemini her yerde hakim kılmaya çalışır, 1. ve 2. dünya savaşları tamamen çıkar savaşı olup, hiçbir tarihte insan kırımı ve katliamı bu denli yapılmamıştır. Dünyanın hakimiyetini ele geçirip insan emeği ve doğadaki zenginliklerini sınırsız bir şekilde kendi zenginliğine zenginlik katmak için yapamadığı, satamadığı ve alamayacağı hiçbir şey kalmamıştır. Devasa savaşlar çıkartarak teknik gücünü geliştirip, atom bombası nükleer silahlarla tüm toplum ve kendisine rakip gördüğü güçleri korkutup sindirmek için hep bir tehdit aracı olarak kullanır ve hatta ihtiyaç duyduğu yerde de hiç kaçınmadan kullanır. Aynı zamanda kapitalizmin ideolojisi bilinen liberalizmle de insanların bireysel özgürlük hakkını da vererek kendisine karşı örgütlü bir toplu direniş gelişmesinin de önünü böyle büyük bir kurnazlıkla alıyor. Komünal özgürlük anlayışı, bilinci ve arayışının gelişmesi komünal yaşam tarzının yaşanması bireysel kapitalist sistemin sonu olacağını çok iyi bilmektedir. Bu nedenle de toplumları birbirinden tamamen koparır coğrafik sınırların bu denli katı yöntemlerle birbirinden ayırması, aynı sınırlar içerisinde farklı görüş ve farklı ulustan olan insanların arasında ulusal çelişkiler yaratarak düşmanlık duygularını çok bilinçli bir şekilde körükler toplumları bir birbirine kırdırır, din mezhepleri birbirine kırdırır, sonu gelmeyen savaşlar inanılmaz bir şekilde tüketir. Bu savaşlarda en ağır darbeyi alanda gene kadın alıyor, kapitalist sistem kadını da her alanda kendisi için kullanır. Kadının mücadelesini pasifize etmek için inanılmaz bir şekilde özel psikolojik savaş geliştirilir, kadın yirmi dört saat bu savaşa maruz kalır bu savaşın hiçbir şekilde sınırı yoktur.

Dört duvar içindeki ev kadını, işyerinde çalışan kadın, en benim diyen kadın dahi her kadın bu özel savaşa maruz kalır. Kendisini kabul ettirmek için klasik evliliklerle kadın ev sınırları içerisinde zincirlenir ve kadın kendisini bu zincirlerden koparamayacağını düşününce bu defa da kendisini erkeğe kabul ettirmek için her türlü hizmette bulunur, erkeğin cinsel ihtiyacında, giyiminden kuşamına, yemeğinden, içmesine, çocuk bakımından her türlü ihtiyacına kadar yetişmeye çalışır, evi çekip çevirir. Evin tek hizmetçisi olur, dışarıyla ilişki bağlarını tamamen koparır ve bunu da sadece kendisini erkeğe kabul ettirmek için yapar. Bu sınırlar dışına çıkmak isteyen kadınsa kapitalist sistemin özel savaşına maruz kalan kadın olarak bu sınırlar dışına çıkar ve dışarda olmuş olsa da yapacağı her şey gene o sistemin hizmetinde olacak, çünkü kendisi kendi hakkında olumlu bir karar alabilecek bir durumda değil, verse de bu bireysel ve çok dar kalıyor. Sistemin önünü açtığı kadının iradesizliği ve bedeni üzerinde her türlü pazarlık yapılır, kadın erkek karikatürü olmayı kabul ederse ve kapitalist sistem gelişimi ve yükselmesi için çalışmayı kabul ederse eğer, bu tercihi onu bir ülke yöneticiliğine kadarda götürür. Kabul etmezse ve özgürlükte ısrar ederse eğer kastik katil onu öldürür yani fiziki varlığı sistem için en tehlikeli silah olur. Teslim olan kadının bir başka versiyonu da pazara sunulan kadın modelidir. Bacağı başka, baseni başka, dudağı başka, gözü saçı, bedeninin tümü başka şekillerde pazarlığa sunulur, her parçasına başka bir fiyat verilir ve kadında bu para karşılığında kendisini her türlü satılışa açık tutar. Reklam aracı olur her şeyin üzerinde etiket olur. Bu etiketle erkeğin cinsel güdülerinin tetikleyicisi ve tatmininin en etkileyici aracı olur, bu açıdan pazarlanan kadın evinde, sokakta, iş yerinde hatta her yerde azgınlaşmış erkeğin taciz ve tecavüzüne maruz kalır. Çoğu zamanda öldürülür. Yani kapitalist sistem kadını da erkeği de ahlaki ve politik yaşam kültüründen tamamen koparır. Kendi hizmetine giren kadın ve erkeği yaratır. Ama bu yaşam biçimi artık ne kadın nede erkek özümsüyor ve hep onurlu bir yaşam arayışı içerisinde, doğal toplum yaşam özlemi insanlarda ulaşılması gerekilen en güzel yaşam olmuştur. Amargi (anaya dönüş) günümüzde en çok özlenen yaşam modeli olmuştur. Tam bu noktada ÖNDERLİĞİN son 50 yıldır yürüttüğü demokratik politik ve ekolojik kadının özgürlüğünü savunan yaşam felsefesinde verdiği amansız mücadelesinde milyonlarca insanı kazanmış ve binlerce genç kadın ve erkeği bu onurlu yaşam için savaştırmıştır. Bu savaşta kadın baştan beri başarı bayrağını eline alarak ufuklara kaldırıp bir an bile düşürmeden ve alçaltmadan tüm saldırılara rağmen hep savaşmış ve öncülüğünden hiç taviz vermeden büyük bir ısrarla özgür yaşam kavgasına devam etmektedir.

Ortadoğu ve Kürdistan kadınına karşı kimliksel ve ahlaksal saldırılar çok özel bir çaba ve düşürme amacındadır, din dogmatizmi ve feodalizmi kadın üzerindeki kara çarşafa büründürerek namus ölçüsüyle hep kendisine bağlamıştır. Kapitalist sistem Ortadoğu’ya dair özel projelerle yönelirken en hassas ve çıkarımı nasıl sağlaya bilirim, insanlığın ilk adımını attığı ve doğal toplum gelişip yaşanmasına öncülük yapan bu coğrafya kadınını kendi çıkar ve sermaye aracı yaparım kullanırım arayışı ve yoğun bir şekilde çalışmaya başladı. Bu temelde çalışmalar için ilk ajanlar Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla ve daha sonra ikinci dalga olarak 1960’larda olduğunu söyleyebiliriz, o ajanların başta Türkiye ve Ortadoğu’da yerleştirdikleri ajanlar tüm toplumsal değerlere el attı, daha önce de ajanlar geldi tabii ki örnek Mısır ve Osmanlı savaşında da Ortadoğu’yu kendi çıkarı ve Avrupa kültürünü başta Ortadoğu’ya ve tüm dünyaya hakim kılma arayışı çabasıdır, askeri açıdan ilk çelişki ve birbirine kırdırarak kendi hakimiyetini sağlama arayışları hep olmuştur bu başta sadece askeri alanlara karşı ve askeri amaçlarla oldu ama istediği şekilde amacına ulaşmadığında bunun önündeki en büyük engelin toplumsal kültürün olduğunu gördü ve bu engeli ortadan kaldırmak içinde toplumsal ahlak ve kültüre saldırmayı temel amacı oldu. Sert zor yöntemler yerine kültür ve ahlaktan düşürüp biçimsizleştirerek var olan örgütlülüğünü dağıtarak önce topluma ve özelde kadına el atı bunu da kültür sahasında ve özelliklede sanal ve medya yoluyla özgürlük adı altında çarpık yaşam modelini topluma ve kadına empoze eder. Bastırılmış ve katı doğmalar duvarı arasında olan insanlar Hollywood yaşam tarzına doğru tüm duvarları yıkarak ve büyük adımlarla koşar. Yeşilçam filim kültürü bu yaşam tarzının içselleştirilmesi için bir ön hazırlık oldu. Avrupa kültürünü filim ve dizilerle Ortadoğu halklarına bu denli empoze edilmesinin nedeni özden uzaklaştırma projesidir. Her halkın ve toplumun kendisine has bir yaşam kültürü ve ahlakı var, bir başka bedene başka bir kılıf giydirilse ya çok bol ya da çok dar gelir, o bedene ait olan giysi o değildir ve bu bedene de yakışmaz emanet gibi durur sevilmez kıymetlide görülmez. Ayrıca Ortadoğu toplumlarının çok eski ve en derin bir ahlak, kültür yaşam tarzı var. Doğal toplum yaşam kültürü en onurlusu olandır, bunu bilmek, tanımak ve erkek egemen zihniyetinin el attığı doğal yaşama ulaşmak için tarihimizi tanımak ve en saf temiz haliyle yaşam çabamız var. Önderlik bizim bu tarih gerçekliğimizi gördü çözümlemesini yaptı ve bize şunu söyledi. “Sizin yaşam kültürünüzün tarihi binlerce yıl önceye kadar gider çok kıymetli ve en onurlu olanıdır, başkalarının size yakışmayan bir kültürü değil kendi yarattığınız yaşam kültürünü tercih ederek yaşamaktır size yakışan.” Bizde kadınlar olarak güzel ve onurlusunu seçtik seçmeliyiz bize ait olmayan ve zorla dayatılan her şeye karşı öfke duyduk ve bize ait olanı tekrar kazanmak için savaşı seçtik ve halada savaşımız devam ediyor yöntemlerimiz değişebilir ama savaşımız bitmeyecek. Özgür kadın hareketinde binlerce güzel kadın güzel ve onurlu yaşam için hayatından vazgeçti. Heval Sara Önderliğin ilk yol yoldaşlarından biridir ve özgürlükte ısrar bayrağını eline alan ilk kadın yoldaşımızdır. Bu bayrak elden ele hep yükselerek günümüze kadar geldi ve bundan sonrada bu dava güçlenerek yüz milyonlarca kadını da yanına alarak yürümeye de devam edecektir. Çünkü kadına onuruyla yaşayabilecek bir yaşam şansı kalmamıştır. Önderlik bize özgür yaşam yolunu açtı ve bize de düşen bu yolda yürüyebilme takati ve bilinciyle çabasını ve mücadelesini büyük bir inatla sürdürmek ve hiç durmadan hızlıca yürümektir. Şehid Sara, Aze, Gulan, Azime, Gulbahar, Beritan, Zilan, Delal, Ruken, Asya ve binlerce özgürleşmiş fedai şerefli kadın yoldaşlara andımız olsun ki özgür ve doğru yaşam kavgamız hiç son bulmayacak ve o insanlık abidesi olan kadınlara bağlılık yeminimize bağlılık sözümüz büyük olacaktır.