Özlemek suç değildir herhalde. Ancak özlemin beyni felç etmesi suçtur. Bu suçu işlemeden sizi özlüyorum. Namusluca özlüyorum. Beklenen gün gelecekse eğer çekilen acı kutsaldır. ‘’Şehit Beritan’’
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 78
YAZMAK ZAMANA AKMAKTIR
‘’Anlamak adaletse, bir özgürlük savaşçısı kendi adaletini kendi yasalarıyla uygular.’’ Şehit Mazlum Tekman’ın bu sözüyle başlamak istedim yazmaya.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 82
HEYBETLİ DEVRİMCİ
Bu kısa şiir hep kafamda. Nedenini çok çözemesem de bu aralar sık sık okuyorum. Defterime de yazdım böylelikle.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 77
Dağlara bakınca doğanın eşsizliğine tanıklık ediyor insan. Doğanın güzelliğine, sadeliğine, doğanın kendi içinde sakladığı o güzel mucizevi gizemlerine dalıyor insan.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 345
Başımı ülkemin Haziran sıcağı göğsüne dayamışım. Rüzgarla taranmış ipekten saçlarımı tarih örmeye başlıyor ve anlatıyor uyumadan önce ülkemin masalını. Hayallerimin ortasında, ruhumun derinliklerinden çakan şimşekle beraber gelen zılgıt ve feryatlarla yarım kalmış düşlerime ulaşıyorum. Yankılanan bu zılgıtla beraber gerçeğe erişti gözlerim. Ve yüreğim ateşle dans ediyor sanki. İşte o an yalnızlık parçalanır, yıldızların ışığında yılmayan bir koşucuyum. Ulaşacağım menzil, Rêber Apo’nun etrafında bir olan ruhdaşların cesareti ve inancıdır. Bu yüzden yaşayacağım ta ki ulaşana kadar.
Anlatmalı insan, Kürdistan topraklarını unutmamalı. Yeni nesil bu Kürdistan topraklarını yazacak. Bütün tarihe ne kadar kan döküldüğünü yazacağız. Binlerce şehit yoldaşımızın ayak izleri bu kutsal topraklarda, her bir taşın altında her bir ağacın altında, her yerde. Anılar tarihimizin ruhudur. Bu yüzden unutulmayacak anılar. Yaşananları anlatmalı insan, çünkü yoldaşlarını anlattıkça güzellikleri hep canlı kalır. En güzelli de görevden gelirsin yoldaşın önüne koşarak gelir ‘’heval kolay gelsin’’ der, yükünü alır o zaman bütün yorgunluğunu unutursun. Sıcak bir çayın ardından oturup ay ışığı altında anlatırsın anılarını. Yine bir nisan ayında toprağa ulaşan yağmur damlaları arasında arkadaşlarla göreve gitmiştik. Bu görev sonrasında ilk ben başladım yağmurlu yürüyüşümüzü anlatmaya. Benle bir arkadaş göreve gidecektik o zaman henüz benim iki ayım dolmuştu. Yanımdaki arkadaşta henüz bir yıllık gerilla pratiğindeydi. Yağmur sonrası patika çamurluydu ama yanımdaki arkadaş hiç çamurlu yerlere basmıyordu, bu durum benim çok dikkatimi çekmişti ama hiç sormadım. Bende o kadar yorulmuştum ki hep çamurlu yerlere basıyordum ve ayakkabı numaram çamurda gözüküyordu, yani birileri ardımızdan gelirse gittiğimiz yönü bulabilirdi. Görevimiz normal şartlarda bir saatlik yoldu, ama üç dört saat boyunca hep kendi etrafımızda dolanıp durduk. Sonra yol arkadaşım bana dönüp bakarak ‘yolu kaybettik, yolu bulamıyorum’ dedi. Saat epeyce geçmişti. İki üç saat noktaya ulaşmayınca arkadaşlar kaybolduğumuzu anlamışlar. Etrafta dönüp dolaşmaktan yorulmuştuk ve bu yorgunlukla bir taşın yanına oturduk. Yarım saat sonra arkadaşlar bizi buldu. Takım komutanımız bizi görür görmez sarıldı, korkudan biraz kızmıştı fakat bizi görünce kızgınlığı gitmişti. Hemen sarıldı bize sonra bana bakarak güldü ve şöyle dedi ‘acemi gerilla, ayak izlerinizi takip ederek buldum sizi. Ve düşman olsaydı hemen bulurdu sizi’ Sonra noktaya gittik, bu olaydan sonra çok düşündüm. Ne zaman göreve gitseydim taşların üzerinde yürüyordum, bazı taşlar birbirinden uzaktı, taşlar arasındaki mesafe çoktu, bu yüzden düşüyordum. Ben düşünce arkadaşlar gülüyordu ve ‘bir yerin acıdı mı’ diyorlardı bende ‘yok diyordum’ ama canım çok acıyordu. Arkadaşlara bakıyordum pezkovi gibi dağlardan uçumlara koşuyorlardı. Açıkçası buna özeniyordum. Takım komutanım bu durumu anlayınca bana şöyle dedi ‘sen daha gençsin, düşe kalka öğreneceksin, nasıl ki bir insan birinci basamaktan onuncu basamağa adımını atamıyorsa yaşamda öyle kademe kademe ilerleyeceksin.’ İşte hiç unutamadığım anılardan bir tanesiydi bu. Gecenin karanlığında ben anlata anlata saatin nasıl geçtiğinin farkına varmamıştım, bir baktık ki saat su gibi akmış. Sonra hepimiz mangalarımıza dağıldık, böylelikle sohbet sona ermişti bu akşam.
Medyalı kadınların özgürlük çemberi ve yiğit çocukları
Bir gün evde televizyonun önünde otururken 2 kadın gerillanın birbirine sarılışı ve paylaşımları çok ilgimi ve dikkatimi çekmişti. Kafamda hep soru işaretleri oluyordu, PKK’nin yoldaşlık bağlılığı ne kadarda sadık ve sevgi dolu. Acaba dağlarda nasıl bir yoldaşlık sergileniyor ve nasıl yaşayabiliyorlar diye hep düşünüyordum. Her gün geçtikçe hep araştırıyordum ve takip ediyordum, sonra buldum dedim kendimi, evet o kutsal dağlarda hayal edip buldum kendimi. Ve yürüdüm özgürlüğe. İlk kadın arkadaşları gördüğümde bana sarılışları ilgilenmeleri beni umutlarımla buluşturdu. Her gün doğanın güzelliklerini koklayınca ve tadına varınca aslında bu özgürlüğün anlamıdır diyordum. Ve dedim ki kendi kendime bende bu özgür dağlarında özgürlükten bir halka oluşturmalıyım ve bu özgürlük çemberi medyalı kadınların buluştuğu mekanlar olmalı. Bu mekanlarda sistemin bütün kirli özelliklerinden arındırıyoruz kendimizi ve varız diyoruz. Arınıyor ve ellerimizin bir lotus çiçeğine dönüştüğünü görüyoruz. İşte ben böyle bağlandım PKK saflarına, bağlılığı, sadakati, onuru tanıdım. Ortadoğu’nun bilgesini tanımaya başladım; aslında bilgemizdi beni bu düşüncelerle tanıştıran, beni büyük bir kabustan uyandıran ve gerillanın yüreğinde yerini kuran. Ben anlattıkça bu yaşamın güzelliklerine daha da çok bağlanıyorum. Kadın arkadaşların birlikte oturup sohbet etmeleri bana neolitiğin kalıntılarını hatırlatıyor. Neolitikte komünal yaşam ve topluca oturup komünal görüş alışverişi öndeymiş. Her bir kadın arkadaş ayrı yerlerden, ayrı yaşamlardan PKK çatısı altında buluşmuşlar. Her gün geçtikçe daha çok seviyorum PKK yaşamını. ÖNDERLİĞİ düşünüyorum ve düşündükçe Amed surlarında görme hayaliyle, azmiyle büyüyorum. Zîlan gibi büyük bir komutan olmak istiyorum. Çünkü düşmanın kadınları, çoçukları katletmesine artık tahammül edemiyorum. Bugün yine televizyonda bir çocuğun Türk çeteleri tarafından katledildiğini gördüm, o an üzerime kaynar sular döküldü. O çocuk hangi hayallerle uyumuştu. Uyumadan önce kurduğu hayallerin hesabını kim verecek? Hayallerine kâbus gibi çöken devletin korkulu rüyası olmalıyım dedim kendime ve olacağım, düşmanın korkulu rüyası olacağım. Bomba sesleriyle ve binlerce soru işareti ile birlikte açıyor gözlerini, açıyor gözlerini çocuklar uyumadan önce kurduğu hayallerine. Yıldızlarla süslü siyah gece de yorganının altında kendine zarar gelmeyeceğini düşünüp kapattı gözlerini. Uyandığında başının ucundaki hayallerinin alındığını görmesine sebep olmuştu bombalar. Daha düne kadar misket oynadığı, oyuncak sandığı mermilerin en yakın arkadaşlarının gözlerini sonsuza kadar kapatıp dönmemelerine neden olduğunu anlıyor.
Bir daha dönmemecesine arkadaşlarını uğurlandığını görünce hayatın gerçekliğinin haksız yere vurulmuş bir tokadın bıraktığı bir kızarıklık gibi yüzünde kaldığını görmüştü …
Bir köşede annesinin feryadını oturup izlerken rüzgârın yüzünü yalayarak geçtiğini hissediyor ve gözlerini gökyüzüne çeviriyor. Bir yıldız takılıyor gözlerine sonra haykırarak söz veriyor dağlara, taşlara ve annesine.
Komutan Zîlan’ın izinde
Ey Zilan, büyük komutan ve güzel tanrıçam. Sana dünyanın en güzel çiçeklerini toplayıp getirmek isterim. Birde yetersiz olacağını bile bile en anlamlı kelimeleri bir araya getirip sana sunmak isterim. Çünkü konu sen olunca bütün cümleler kifayetsiz kalır, tüm harfler birbirlerine dargınmışçasına susar ve insanlığından utanır.
Bir de konu sen olunca bütün anneler tüm dillerden söylerler yaşamın türküsünü ve çocuklar senin öykünle başlarlar yaşama. Sen bizim yaşam tanrıçamız ve özgürlük köprümüz oldun. Ben senin ardından yürüyebilmek için var olan bütün gücümü bu yaşamı anlamaya adayacağım. Çünkü Zîlanlaşarak kendi özüme, hayallerime ulaşacağımı da biliyorum. Ve sen içimdeki kadını kutsayıp gökyüzüne çıkardın. Hiç yorulmadan yürüyorsam, gördüğüm her çiçekten, dokunduğum topraktan, alnımdan süzülen ter damlalarından ve uçurumlarda açan kardelenlerde buluyorsam umudu demek ki yakındır özgürlük. Yaşamın bütün gerçekleriyle savaştığım kadar varım. Önderlikten aldığım var oluş gücüyle Zîlanlaşıp halkımın yiğit bir evladı olacağım.
SINIR TANIMAZ MEDYALILAR
Sınırsızdır tüm özgür zamanlar
Tıpkı sınır tanımayan yaşamımız gibi
Ne kadar da dört parçaya
Bölünmüş olsa da ülkemiz
Sınırlara dökülen taşları
Tanımaz yüreğimiz
Hepsini bir kaçak gibi geçsekte
Var olan gerçeği değiştirmez
Onun için dediler
Sınır tanımayanlar
Medyanın kızları ve oğulları
Medyanın güzel çocukları
Medyanın özgürlük sevdasına kapıldılar
Küçük bir pınarla akan sevda
Kocaman bir ırmak oldu
Özgür yarınlar için
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 339
Gerilla, yaşamda ısrarın yoludur
İnsanın kendini ikna etme gücü onu adım atmada cesaretli kılacaktır. Bu cesaret onu anlamla buluşturacaktır. Anlam ona güç verecektir. Bu güç onu değişime yöneltecektir.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 606
PKK’deki yoldaşlık kavramı kadın erkek ilişkilerine de yeni bir bakış açısı, yeni bir anlayış kazandırıyor. Sistemin kadını köle gören zihniyeti yerine kadınla özgür yoldaşlık ilkesi benimseniyor.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 667
Özgürlüğe Tutkun Kadınlar
Ne zaman ki kadınla yaratılan aydınlık geleceğe, erkek egemenlikçi karanlık çöküp hükmetmeye başladı işte o zaman savaş, kan, gözyaşı ve ölüm dünyamızdan eksilmez oldu.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 692
Askerileşmek Düşmanı Kahretmektir!
Yeni bir yazma serüvenine başladım. Yazmayı seviyorum ama biraz ara vermiştim. Bence yazmak yoğunlaşmak için en etkili yöntemlerden biri.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 646


