Sema Agirî
Değişim-dönüşüm süreci ve yeniden yapılanmada Kürt gençliğinin rolü
Bu süreç Kürt halkı ve Özgürlük Mücadelesi için atılacak adımlara göre yaşanacak olan bir kaybediş ya da zaferi içinde barındıran bir dönüm noktasıdır. Atılacak her adımın ‘tarih şimdidir’ gerçeğine göre atılması önem taşımaktadır. ‘ATACAĞIMIZ ADIMLAR BİR HALKIN GELECEĞİNİ ÖRECEK’ esprisiyle hareket etmek hem günümüze hem de tarihe kazandıracaktır. En önemlisi de şu, insan kendi şahsında temsil edilen gerçeklik nedir ve neleri temsil edilebilir, bilmeli.
Önder Apo tarihi çağrısını yaptıktan sonra, Ortadoğu ve dünya dengelerinde değişim yaşandı ve bölge üzerinde yapılan planlamalarda değişiklikler oldu. Önder Apo görüşlerini bin yıllık stratejik ilişkilere dayandırdı. Bundan kaynaklı da büyük bir cesaretle ve kendi inisiyatifiyle bu sürecin en büyük muhattabı ve aktörü oldu. Bu süreci de ‘Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ olarak niteledi. Kürt halkı ve Özgürlük Hareketi ise Önder Apo’nun mesajını aldı ve onun karar ve adımlarının uygulayıcısı olacaklarını belirttiler. Bilindiği üzere bu süreçte Özgürlük Hareketi tarafından önemli ve stratejik adımlar atılmıştır: Yarım yüzyıllık parti feshedilmiş ve bununla bağlantılı tarihi adımlar atılmıştır.
Şimdi de gündemde olan ve tartışılan konu Kürt gençliğinin rolü. Entegrasyon, özgür yaşam, yeni süreçte genç kadın öncülüğü gibi konular tartışılmakta. Bunların hepsi de doğrudan yapılan çalışmalarla, halka ve tarihe karşı sorumluluklarla bağlantılıdır.
Tarih bilinci bu süreçte belirleyicidir. Tarihi bilen bir gençlik yapısı ne gaflete düşer ne kandırılır ne de yanlış adımlar atar. Çünkü tarihten dersler çıkartır, düşmanını tanır, yanlışları tekrarlamaz ve bunlara göre geleceğini kurar. Bu konuda gelecek algısı da değerlendirilmelidir. Düşmanın özel savaş yöntemi olarak en çok gerçekliğiyle oynadığı konuların başında gelecek gelir. Gelecek nedir, nasıl oluşturulur, ne zaman anlam kazanır ve kim yapar? Konunun doğru anlaşılması için başta düşmanın kullandığı argümanları ele alalım: Örneğin, bu konuda kapitalist sistemin hatiplerinden duyduğumuz ezberlerden bazıları şunlardır; ‘kendi geleceğini kendin inşa et, aydınlık bir gelecek için, sevdiklerin için geleceğini karartma, geleceğini karartma, geleceğin için tehlikeli şeylerden uzak dur vb. Bizim de bu sözlere anlam verebilmemiz için bu cümleleri kullanan kişilere birkaç soru sormaya hakkımız var. Gelecek nasıl inşa edilir, nasıl aydınlatılır? Ben neyi ve kimi neden seveyim? Neyin sonucunda gelecek kararır? En önemli soru ise şudur; geleceğimin üzerinde ne tehlike var? Devam edebiliriz de ama şüphesiz bu sorulara kapitalist liberal sistemin yanıtı vardır. Zaten en dikkatlice takip edilmesi gereken nokta bundan sonra gelir. Neden? Herhangi bir çelişki yaşamadan, araştırıp, çözümlemeden bu sorulara verilen yanıtlara inanmak gençliğin karakterinde yoktur. Nedir bu yanıtlar? Liberalizmin mührünü taşıyan tüm argümanlar ve izahatlar bir yanıt olarak gençlere ve genç kadınlara sunulur. Deniyor ki gelecek bir meslek sahibi olmakla ve özel ekonomiyle aydınlanır. Geleceğe dair tehlikeli konular ise böyle tanımlanır; siyasi işlerle uğraşma, kendini düşün, ülke de yaşanan olayları görmezden gel.
Peki bu kabul edilip boyun eğilinecek mi? Yanıtlar tatmin edici mi? Tamam diyecek miyiz? Eğer bunlar kabul edilip, tamam denirse vicdanımıza ne diyeceğiz, nasıl yaşayacağız. Geleceği ele alışımız bütünlüklüdür ve öyle olmalıdır da. Gelecek kavramını ancak vicdan ve özgürlük çerçevesinde ele alabiliriz, tanımlayabilir ve anlamlandırabiliriz. Her şeyden önce özgür irademizle bu soruları vicdanımıza soracağız. Hangi soru zihnimizi meşgul ediyor, hangisi vicdanımızı rahatsız ediyor, hangisi bize özgür olmadığımızı hissettiriyor, bunu cesur bir şekilde kendimize soracağız. Diyeceğiz ki kuracağım gelecekte halkım da var. Eğer gözlerimi bu olaylara kaparsam korkaklık olmaz mı? Böyle bir kişilik nasıl ahlaklı olabilir? Bu soruları daha da arttırabiliriz. Eğer arttırırsak göreceğiz ki durum sanıldığı kadar basit değil ve göz yumulamaz. Bundan kaynaklı da genç erkek ve kadınlar olarak temiz ve özgür bir başlangıca ihtiyacımız var. Nasıl başlayacağız?
Kendimizle cesur bir monolog yaparsak eğer; örneğin ben bir Kürdüm. Özgürlük sorunu olan ve toprakları sömürü altında olan bir halkın üyesiyim. Ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım?
Biz eğer böyle bir halkın evlatlarıysak o zaman halkımızla kaderimiz de birdir. Bundan kaynaklı atılan her adım bir halkın hafızasında birikiyor. Halkımız ne kadar özgür ise biz de o kadar özgürüz. Ama biliyoruz ki ne halkımız ne de biz özgürüz. Bilmekteyiz ki sadece kendi özel hayatını düşünen kişilikler bir halkın geleceğini tayin edemez. Kapitalist modernitenin kandırmacalarına kanıp bir meslek sahibi olmanın peşinden koşmamalıyız. Zamanın ruhunu doğru okuyup, doğru adımlar atmalıyız. Yanlış seçimlerle bir halkın kaderiyle oynamayız. Doğru yanıtları arayıp, arayışlarımızın ardına düşmeliyiz. Şimdi artık ne yapmamamız gerektiğini biliyoruz. O zaman peki ne yapacağız?
Bu yeni dönemde halkımız önemli bir sınavdan geçmekte. Demokratik Toplum ve Barış süreci gençlere pek çok sorumluluk yüklüyor. Gençlik kendi sesi ve rengi ile bu sürecin içinde yerini almalı. Genç erkek ve kadınlar tarihin gidişatını değiştirecek güce sahiptirler. Yani gençlik, değişimin öncü gücüdür. Bu bizler tarafından da düşman tarafından da bilinmektedir. Bu bilgi şüphesiz düşmanda bir korku yaratmaktadır. Ama buna karşı tedbirler geliştirmekte, farklı yol ve yöntemlere başvurmakta ve buna özel strateji ve taktikler geliştirmektedirler. Günlük olarak gençliğin her anına müdahale ederek hakikate doğru gitmemelerine engel olunmaktadır. Örneğin haberleri, bilgileri ya gizlemekte ya da çarpıtmaktadırlar. Çoğu zaman tüm dünyayı sarsan gelişmelerden bir Kürt gencinin haberi olmamakta. Kürdistan dağlarında amansız bir mücadele yürütülmekte fakat bu gençlik tarafından yeterince bilinmemekte. Bunların hepsi özel savaşın oyunlarıdır. Bundan kaynaklı da gençlik sorularını doğru sormalı, sistemle güçlü bir şekilde çelişki yaşamalı ve bilmeli ki özgür bir geleceğin yolu Kürdistan dağları ve gerilla saflarından geçmektedir.


