Bilindiği gibi özel savaş yöntemini kullananlar ve geliştirenler; iktidarcı, sömürgeci güçlerdir. Yani toplumu küçük görüp onları kendi denetimleri altına almak isteyen güçlerdir.

Bunu yaparken de insanların bunun farkına varmasına engel oluyorlar. O toplumun psikolojisini, kültürünü uygun bir şekilde etkileyip toplumu pasifleştirmeyi hedef almaktadırlar. Bu yöntemlerle istedikleri insan modelini oluşturarak, o insanlarda ve toplumlarda öze ait bir şey bırakmamaktadırlar.  Bunları yapabilmek için de toplumun ahlakına el atarak, dini kullanarak, halkı korkutarak en önemlisi de kadına el atarak özel savaş politikaları uygulamaktadırlar. Bu özel savaş yöntemleri en çok farklı uluslara, halklara, kadınlara gençlere ve en başta da Özgürlük Hareketine karşı yapılmaktadır. Buna en somut örnek olarak Türk devletinin Kürt halkının üzerindeki baskı ve sömürüsünü örnek verebiliriz. Her ne kadar Türk devleti bunları inkâr edip aslında demokrat, eşitlikçi bir devlet olduğunu idda etse de, bu tür kavramlardan uzak ve yabancıdırlar.  Hatta AKP hükümeti, özel olarak Kürt halkı üzerinde inkâr ve imha politikalarını uygulamak için Amerika, İngiltere ve İsrail gibi güçlerin desteğiyle hükümete gelmiştir. Çünkü bu devletler bu tür özel savaş kurumları olmadan sadece salt bir askeri savaşla tüm toplumu etkileyemeyeceklerini bilmektedirler. Bundandır ki son dönemlerde uyuşturucu, fuhuş gibi toplum ahlakına bozan yöntemlerle gençleri etkileri altına alarak gençleri özgürlük, demokrasi, eşitlikçi toplum istemlerinden uzak tutmaya çalışmaktadırlar. Tüm bunları yapabilmek içinde özel savaş kurumlarına ihtiyaç duymaktadırlar ve bu kurumların çatısı altında örgütlenip topluma saldırmaktadırlar.

Özel Savaş Aynı Zamanda Kandırma ve İradesizleştirme Savaşıdır

Özel savaşın yapmak istediği şey, hedeflerinde hangi kesim varsa o kesimi iradesiz, kültürsüz, kimliksiz bırakmaktır. Bundan kaynaklı en yakın tarihte barış ve demokrasi komisyonunda Kürt anneleri Kürtçe konuşmak istediklerinde engel olup, yasak dediler. Böylesi barış süreci diye adlandırılan bu dönemde bile Kürtçe konuşmanın engellenmesi Kürt halkının üzerinde imha ve inkâr politikalarında bir değişimin olmadığı anlamına gelmektedir. Bu bir sömürü politikasıdır. Özel savaş politikasının bir parçadır. Her türlü savaş araçlarını kullanarak Kürt halkına ve özgürlük hareketine saldırılmaktadır. Bunun örneklerini tarihten günümüze kadar görmekteyiz. Tarihte de görülüyor ki Kürt halkına öncülük yapan liderler her zaman sömürgeci güçlerin hedefi olup, ortadan kaldırılmış ve bu şekilde halk korkutulmaya, iradesizleştirilmeye çalışılmıştır. Halkı susturup; ‘eğer başkaldırıp direnirseniz sizin de sonunuz böyle olacak’ mesajını verişlerdir hep. Bu yöntemle her zaman kazanacaklarını düşünerek hareket eden bu güçler Önder Apo‘ya karşı da aynı oyunu oynamaya çalışıp, komplo sürecini başlatmışlardır. Önder Apo şahsında bu sefer tüm Kürt halkını yok etmeyi hedeflemişlerdir. Fakat Önder Apo attığı adımlarla komployu boşa çıkartıp, Kürt halkına büyük gelişmeler kat ettirmiştir. Önder Apo etrafında halkın yediden yetmişe  ‘güneşimizi karartamazsınız’ şiarıyla ateşten bir çember oluştururken, Kürt halkının derin uykusundan uyanmış olduğu gösterilmiştir. Kürt halkı bu sefer Önderlerine uzanan elleri kıracakları mesajını çok açık ve net bir şekilde vermiştir. Özel savaş politikaları Kürt halkına uygulandığı ölçüde Türk halkına da uygulanmaktadır. Vatan adı altına Türk askerlerini Kürdistan’ın her yerine gönderip savaştırıyorlar. Tüm bunlara sessiz kalan, iradesizleşen bir Türk halk gerçekliğini de görmekteyiz. Her gün yalan dolan haberlerle, şu kadar gerilla öldürdük, orda burada gerilla kalmadı diyerek halkı kandırıp, asker ölümlerini normalleştirmektedirler. Hatta asker cenazelerine bile sahip çıkılmıyor, ateşe verilip kayıplar gizlenmeye çalışılıyor. Oysaki hiçbir insanın canı bu kadar değersizleştirilmemelidir. Kendi çıkarları doğrultusunda faşist devletler kendi halklarına bile değersiz yaklaşımlar sergileyebilmektedirler. AKP-MHP hükümeti Önder Apo’nun  ‘silahlı mücadele stratejisine son veriyorum’ sözlerini bir özel savaş aracı olarak kullanıp, tünellerde yıllardır direnmekte olan gerillalara ‘gelin teslim olun, Başkanınızda teslim oldu’ diyerek;  özgürlük gerillalarını yalan, dolanla kandırmaya çalışmışlardır. Hâlbuki o gerillalar Önder APO’nun felsefe ve ideolojisiyle donanmış, çelikten bir iradeye sahip, Türk devletinin kimyasal ve yasaklı silahlarına yenilmeyip aksine ferdi silahlarıyla Türk devletine karşı savaşanlardı. Buradan da anlayacağımız gibi özel savaş aynı zamanda kandırma savaşıdır.  

Kadın Toplumun Hafızasıdır

Özel savaş ve psikolojik savaşa en çok da maruz kalan kadınlardır. Yani özel savaş ilk başta kadını hedef alır. Bunu psikolojik ve fiziki baskı yöntemleriyle yapar. Kadın bir toplumun hafızasıdır. Bunun için de iktidarlar bilirler ki bir toplumu değişim ve dönüşüme tabi tutmak istiyorsan o toplumun en etkileyici kısmına saldırmalısın. Önder Apo’nun güçlendirmek istediği kesim kadın olduğu için düşman da en çok kadına saldırıyor. Ataerkil zihniyet kadını bir meta haline getirmekte ve kadına dair ait hiçbir şey bırakmamaktadır. Giyiminden, yürüyüşüne, oturup kalkışına, hatta kaç çocuk yapacağına ve bu çocuğu hangi doğum yöntemiyle doğuracağına bile hükümet karar vermektedir. Kadını bu yöntemlerle denetim altında tutmak istemektedirler. Kadını özünden, kimliğinden, kültüründen uzaklaştırıp kadındaki toparlayıcı, yaratıcı olan, tanrıça özelliklerini yok edip değersiz kılmaya çalışmaktadırlar. Yine kadını etki altına almanın bir diğer yöntemi de dindir. Şu-bu günah denerek kadın erkeğin mülkü haline getirilir. Ait olduğu erkek dışında kimseye bakamaz, konuşamaz. Çocuklar ise babaya aittir. Oysaki doğal toplumda baba belli olmayıp çocuklar annenin denetimi altında büyütülür. Böylesi bir toplum gerçekliğinden sonra kadının düşürüldüğü durum çok üzücüdür.  Kadın bedeni üzerinde özel savaşın çok büyük etkilerini görmekteyiz. Bir erkek tıraş köpüğü reklamında, bir araba reklamında, şampuan reklamında bile kadın vücudunun araç olduğu görülebilir. Özel savaş aynı zamanda bir cinsellik sektörüdür. Güçlü bir örgütlülükle bu tür savaş yöntemlerine karşı duyarlı olunup, kadın birlikteliğinin kurulması gerekmektedir. Kadın bunları sağladığı oranda güçlü ve yenilmez olur.

Özel Savaş Sınıflaştırma Ve Bölme Yöntemidir

Önder Apo’nun gençler için; ‘toplumun dinamik taşlarıdır’ değerlendirmesinde de görülmektedir ki toplumun değerlerini koruyup, kollayabilecek bir diğer kesim de gençliktir. Yukarıda belirttiğimiz gibi kadın yönelik saldırıların bir nedeni Önder Apo’nun kadına yaklaşımıdır, bu aynı şekilde gençler için de geçerlidir. Önderliğimizin gençlere olan yaklaşımından dolayı devletçi iktidarcı güçler gençlere daha fazla saldırmaktadırlar. Gençleri toplum gerçekliğinden, ahlakından uzaklaştırma bir yöntem olarak uygulanmaktadır. Gençleri fuhuşa ve uyuşturucu maddelere bağlayarak aslında kendilerine bağlamaktadırlar. Bununla o gençlere istediklerini yaptırmaktadırlar. Yeri geldiğinde ailesini bile bu maddeler için hiçe sayan gençlik yaratılmaya çalışılıyor. Hırçın, meraklı, savaşçı, refleksleri güçlü olan gençlikten eser bırakılmamıştır. Hâlbuki gençlik dönemi en çok meraklı olunan, arayış içine girilen süreçtir. Burada bu sonuca da ulaşabiliriz özel savaş aynı zamanda robot kişiliği de yaratıyor. Kadın ve erkeği o kadar çok parçalıyor ki kadının rengi ayrı erkeğin rengi ayrı, erkek çocuğunun oyuncakları ayrı kız çocuklarının oyuncakları ayrı, onun adı farklı bunun adı farklı gibi parçalanmışlıkları daha da çoğaltabiliriz. Özel savaş sınıflaşmanın da nedenidir. Tüm özel savaş alanlarında olduğu gibi burada da çok yoğun bir şekilde soykırım ve asimilasyon görülmektedir.

 Özel Savaş; Savaş İçinde Savaşın Yürütülmesidir

Özel savaş normal bir savaş yöntemi değildir. Savaş içinde savaşın yürütülmesidir. Ve bu savaş yöntemi kapitalist uygarlığın bir ürünüdür. İktidarcı faşist devletin özel ve psikolojik savaş yöntemleri varsa Önder Apo’nun da hiç kurumayan, derya kadar geniş ve derin ideolojisi vardır.  Türk devletinin bu çirkin kirli yüzünü en çok Önder Apo açığa çıkartıp, hem komployu boşa çıkarmış hem de bu kirli savaş yöntemlerine karşı halkı, kadını, genci ve tabi ki özgürlük hareketini bilinçlendirmiştir. Tüm bunların en başına da kadınları ve gençleri koymuştur. Toplumda hatta dünyanın nerdeyse her yerinde kadın yok sayılıp karanlıkta bırakılırken, Önder Apo kadını o karanlıktan çıkartıp irade sahibi yapmıştır. İnsan yerine konulmazken, olup-olmadığının da hiçbir önemi yokken Önder Apo ona toplumun öncü rolünü verip büyük değer biçmiştir. Erkek ve devlet eliyle öldürülen kadınların, fuhuşa alıştırılan gençlerin suçlularına hiçbir ceza verilmemekte. Neden? Çünkü bunlar bilinçli yapılıp toplumu iradesizleştirme politikasıdır. Fakat Önder Apo devletin kirli yüzünü deşifre etmiştir. Tüm halkların, gençlerin, kadınların bu konuda bilinçlenip bu tür oyunlara gelmemeleri gerekmektedir.