Dağlara bakınca doğanın eşsizliğine tanıklık ediyor insan. Doğanın güzelliğine, sadeliğine, doğanın kendi içinde sakladığı o güzel mucizevi gizemlerine dalıyor insan.

Benim için de yeni bir şey değil ancak her defasında doğanın birçok farklı özelliğini görebiliyorum. Hele bir de dağların heybetine bakınca, hem etkileniyorum hem de bu dağların yoldaşlarımı koruduğunu görünce daha çok bağlanıyorum. Çünkü kendimizi arındıracağımız tek yerdir dağlar. Buna yoldaşlık ekleniyor, yoldaşlarımın gülüşü ekleniyor, direniş ekleniyor ve dağlar onlarla destanlaştıkça destanlaşıyor. 

Uçurumlar özgürlük savaşçılarının görkeminde bir özgürlük patikasına dönüşüyor.  Dağlar halaya durmuş gerillanın heybetli yürüyüşünü izliyor. Yoldaşlarımın gülüşleri dağlara baharı getiriyor. Ve bir gülüşte şahlanıyor bütün özlemler. Direnişimizle kırıyoruz bütün kelepçeleri, kelepçeleri kırınca özgürlük savaşçıları çılgın nehirlerle sevdalanıp akacaklar özgürlüğe. Türkü olacak, destan olacak bu dağlar, gerektiğinde yoldaşına bir türkü, bir avuç su olanların destanına tanıklık edecek tüm insanlık.  Kürdistan toprağının her bir karışında yoldaşlarımın ayak izleri var. Alacağım o toprağı avucuma ve koklayacağım yoldaş kokusunu, alacağım en güzel kokuyu ve o an kapatacağım gözlerimi sadece yüreğimi dinleyeceğim, çünkü yüreğim her zaman yoldaşlarımla birlikte. İnanıyorum şehit yoldaşlarımın yürekleri bizlerle, bizleri izliyorlar. İnancım, umudum var. Yoldaşlığın tarifini yapmak çok zordur. Acı, sevinç, zorlanma hepsini birlikte yaşarsın. Birlikte haykırırsın zalimlere, biz PKK’liyiz, halkımız için direnmeye, canımızı feda etmeye hazırız deriz. Biz güneşin kızıllığında, özgür bir geleceği gören özgürlük savaşçılarıyız.  

Baharın gelmesi kuşların o eşsiz sesleri hep kulağımda, bir enstrüman gibi yankılanıyor doğanın güzelliği ve nisanda yağan yağmuru bizi mest ediyor adeta. İnsanı apayrı diyarlara götürüyor. İnsanda ki özlem, sevgi, hüzün bütün bunları içinde barındırıyor bahar. Tıpkı görkemli dağlar gibi. Bir bakarsın dağlara, gözlerini hiç ayırmadan ve nisan yağmuru damla damla gözlerinin içine ve saçlarına ulaşır. Doğaya verilen güzellik, açan asminler, laleler, işte baharın eşsiz güzelliğini, yağmurları çok seviyorum, bana doğanın güzelliklerini anlatıyor. Yağmurda silahımı alıp en yüksek tepeye çıkıp kollarımı açmak isterim. Birde gökkuşağı çıkınca, giderim uzak diyarlara, aslında gök kuşağının en belirgin renkleri yeşil, kırmızı, sarıdır. Kürdistan rengidir. Kürdistan, ne de anlamlı, bazen kendi kendime defalarca Kurdistan kelimesini tekrarladığım olur. Kürdistan deyince içime bir heyecan girer. Kürdistan, evet biz Kurdistan’ın yiğit çocuklarıyız. Biz bu halkın teminatı ve militanlarıyız. Defalarca ah Kürdistan demek istiyorum. Biliyorum bir gün bu özgürlük kokan topraklarda birlikte koşacağız. Umutlarım büyük, umutlarıma hayallerime yetişmek için çabalamalıyım.  Bir savaşçı her zaman kendinden vermeli. Verdikçe bir şeylere ulaşır. Kendimi çok şanslı hissediyorum bu dağlarda, gerilla olmak ve Önderliğin meskeninde kadın olarak gelişmekten daha kutsal onurlu bir şey yok.  Hayal ediyorum, hayallerim yakında yağmurlu bir günde Önderlikle, halkımızla bu dağlarda buluşup büyük bir Newroz ateşi yakmak.

Hayallerime ulaşmak istiyorum, biliyorum ancak çabalarsam sürecin yükünü kaldırırsam o zaman hayallerime erişirim. Bir kadın olarak Önderliğin bize emanet etiği partiyi korumalıyım. Önderliğe ulaşmalıyım. Önderlik bize nasıl yaşamayı, nasıl mücadele etmeyi öğretti. Kendi irademizi, devrimci sorumluklarımızı en önemlisi de Kürt kimliğimizi bu dağlarda öğrendik. Bu da Önderlik sayesinde oldu. Önderliğin kitaplarını her okuduğumda Önderliğe bağlılığım, sevgim binlerce kat daha fazla çoğalıyor. Önderliğin yoldaşlık sevgisi beni derinden etkiliyor. En çokta Kemal Pir ve Haki arkadaşla diyalogları yüreğimin derinliklerine işliyor. Önderlik yoldaşlarına karşı her zaman dürüst sadık kalmıştır. Bende onun çabasında olacağım yoldaşlarıma her zaman dürüst ve sadık kalacağım. Yoldaşlarımı canımdan daha çok seveceğim. Onları koruyacağım. Kemal Pir ve Haki arkadaşlar hiç bir zaman Önderliği yalnız bırakmamışlar, hep yanında kalmışlar. Onların duruşu bizler için ilkedir. Yaşamım boyunca hep onlara yetişmek için çabalayacağım.

Unutamayacağım Bir Anım

 

Anılar geçmiş ile gelecek arasında bir köprüdür. Yaşanmışlıkları taze ve canlı bırakır. İlk katıldığımız süreçlerdeki bazı anılarım hala dün gibi aklımda. Her aklıma geldikçe halime bir daha gülüyorum. Alanda bazı bölgeleri tanıdığım için, bazen arkadaşlar grup geldiğinde beni görevlere gönderiyorlardı. Bir gün yine bir grup gelmişti. Botan dağlarından gelmişlerdi. Ve hepsi de eski arkadaşlardı. Bende o zaman yeniydim, daha 3 yılım olmuştu. Ocak ayıydı yerde 1 metre kar vardı. Öncü bendim, yolda düşe kalka arkadaşları bir yere kadar götürüp biraz ara vermeyelim mi dedim. Arkadaşlarda gülerek bizim kuryemiz yoruldu deyip takıldılar. Soğuktan eldivenim elimden düşmüş ama farkına varmamıştım. Sonra arkadaşlar hemen odun toplayıp güzel bir ateş yaktılar. Ve oradaki yoldaşlık sıcaklığını derinden hissettim. Daha sonra gidecekleri yere götürdüm. Ve bana sen iyi bir kuryesin. Her şeye rağmen pes etmedin, bu büyük bir başarıdır dediler.  Daha sonra noktaya döneceğim zaman arkadaşlar bir arkadaşın bizim noktaya geleceğini söylediler. Ve arkadaşla birlikte yol hazırlığımızı yaptık. Eski bir arkadaştı ve son derece mütevaziydi. Yol sürecinde sohbetlerimiz oldu. Daha sonra nokta yakınlarında sisten dolayı yolu kaybettim. Utancımdan söyleyemiyorum yolu kaybettiğimi, etrafımda çok dönmemden dolayı anladı yolu kaybettiğimi. Ve bana bakarak, sanki biraz yoruldun, dinlenelim dedi. Biraz dinledikten sonra hiç rahatsız olmayacağım bir şekilde bana araziyi sordu. Ve sohbet arasında noktanın hangi tarafta olduğunu sordu gösterdim. Ve bana uzun zamandır ben öncü olmamışım dedi. Uzun zamandır önde yürümedim dedi. Mütevazi bir şekilde ben öne geçebilir miyim dedi. Hayır dedim ben izin veremem ben önde yürüyeceğim dedim. Çok ısrar etti bende tamam dedim. Gerçekten arazi hakimiyeti çok iyiydi hemen patikayı buldu. Öne geçince ona yetişemiyordum. Sis çok vardı bir ara elimden tutup öyle götürüyordu beni. Sonunda noktaya ulaştık. Arkadaşlar hemen bizimle ilgilendiler daha sonra sıcak bir çay getirdiler. Ve hemen noktadaki arkadaşlar benim nasıl kuryelik yaptığımı arkadaşa sordular. Bende utancımdan başımı hiç yerden kaldırmıyorum. “kuryelikte çok iyi, iyi yürüdük yol sürecimiz güzel geçti’’ dedi. Ve bana bakarak gülümsedi. Sabah oldu beni yanına çağırıp arazinin püf noktalarını anlattı. Gerçekten o zaman yoldaşlık yaklaşımlarından çok etkilendim. Ve yoldaşlık paylaşımlarıyla, geçirdiğimiz anlar bana güç ve moral oldu.

 

Şiir

Toprağın aşkı olabilmek bahar olmak demektir.

ben toprağın bitmez, tükenmez sevdasıyım

ben toprağın ilk göz nuru cemresiyim

ben toprağın eşsiz güzelliğiyim

ben toprağın ılık rüzgarı

mest eden renga reng canlılığıyım

soğuk kışta ısıtan ateşiyim

ben toprağın yeniden doğuşu olan Newroz ateşiyim

toprağın Mazlum sesinden 3 kibritim

toprağın yaşama sebebi, var olma nedeniyim

ben toprağım diye bilmesi için nefesim

kavuşması, ulaşması gereken tek gerçek, tek hakikatiyim

ben sevgi, ben Zin, o Mem’dir

ben ekmek o berekettir.

ben su o su yatağıdır.

ben kavuşmanın müjdesi,  sen mekanı

ben dost sen ise dergah

ben anlam sen ise anlamlaşan

sen yoksan bende yokum

ben yoksam sende yoksun

sen bensiz ben sensiz kuru bir ayazdır bu dünya

ben gül bahçesi sen ise bülbülü

ben özgürlük savaşçıların yüreğinde, yeşil yaprak sevinci sen ise barınağı

sen toprak ana, bende geliniyim